GÜNEYKENT FM - ANASAYFA
  ANASAYFA
  DJ GİRİŞİ
  GALERİ
  ARAMA
  GOOGLE
  FACEBOOK
  MYNET
  CANLI TV İZLE
  ADMİN
  GAMYUN
  HAKKARİM .NET
  GÜNEYKENT TV İZLE
  HABERLER
  ÜYE GİRİŞİ
  ZİYARETÇİ DEFTERİ
  İLETİŞİM

Webmaster Arkadaslar

GÜNEYKENT FM'i sitenize ekleyip ziyaretcilerinize dinleterek hem bize destekvermek hemde günümüzde ziyaretci cekmek icin sitenizi güncel tutmak ve interaktif özellikler kullanmalisiniz. GÜNEYKENT FM'Sitenizie Ekleyerek 24 Saat Kesintisiz Hit Müziğini Keyfine Varicaksiniz.Kaliteli Sunucu Arkadaslarimiz Ve İstek Hattimizla Siz Kullanicilariniza birbirinden güzel dakikalar gecirtebilirsiniz.

                      NİÇİN MİNİ RADYO?


 

İnternet Explorer ve Firefox'dan radyo dinleyicilerinin online olarak radyo dinlemelerinde bazı sıkıntılar olmaktadır. Yapılan yayının formatına uygun Codec ve activex yüklenmesi konusunda versiyon farklılıkları veya güvenlik ayarlarından dolayı dinleme gerçekleşmemektedir. MiniRadyo ile dinleyiciler, radyonun web sitesinden kurulum dosyasını indirecekler ve bilgisayarlarına kuracaklardır. Masaüstündeki program kısayoluna tıklandığında radyo otomatik olarak çalmaya başlanacaktır. MiniRadyo ile dinleyici sayısında ve dinleme sürelerinde bir artış olacaktır. MiniRadyo hiçbir şeye ihtiyacı olmaksızın her türlü yayın formatında yapılan radyo yayınlarını (.pls, .asx, .m3u formatındaki aac ve mpeg yayınları) başarı ile dinletebilmektedir. Çalan şarkı adı player üzerinde görünmektedir. Player'i indirip kullanan dinleyiciler MSN Messenger kullanırken radyoda çalan şarkıyı online olarak msn'de gösterebilmektedir. Böylece dinlenen radyoyu başka kişiler de msn'de görüp radyonun sitesine girerek dinleyebilmektedir. Bu özellik radyonun geniş kitlelere msn aracılığı ile duyurulmasında faydalı olabilecek bir özelliktir. MiniRadyo web sitenize tanımlı bir istek epostası üzerinden radyonuza istek epostası gönderebilmektedir.sizde mini radyo indirmek istiyorsanız TIKLAYINIZ

 

                                    KASABANINTARİHÇESİ

 

 

Kasabamızın tarih durumu kesin olmamakla beraber, Türklerin Anadolu’ya yerleşmeye başlamaları ile

Kayı boyundan olan ve karakeçililer olarak adlandırılan bir Yörük aşiretinin kasabamızın şimdiki tekke mahallesine yurtlarını kurmuşlar ve böylece kasabamız yerleşim yeri olmaya başlamış. Bu olayın tahminen 650 ila 700 yıl önce olduğu tahmin edilmektedir. Yerleşim yollarında şu anda Bağarası denen bölgenin sazlık ve çaylık bir yapıya sahip olduğu söylenmektedir. Bu vadiyi besleyen suyun çıktığı ve şimdiki ismi Karapınar veya halk arasında pınar ayağı olarak belirtilen yerden çok büyük bir suyun çıktığı , suyun altında kalan bu yerlerin bataklık halinde olduğu söylenmektedir. O zamanki atalarımız düğünlerini ve şenliklerini Kara Pınar’ın üst kısmın da ki düzlükte (Abdül Fettah camiinin bulunduğu mekanda) yaparlardı. Düğün törenlerinde önce gelin ata bindirilirdi ve at ürkütülürdü eğer gelin attan düşmez ise bu gelin çok beğenilirdi. Bir defasındaki düğün töreninde ürkütülen at ile birlikte gelin suya düşerek kaybolmuşlar. Bu olaydan sonra oraya Kanlı Pınar denmiş ve bu isim zamanla değişerek Kara Pınar olmuş. Şimdiki kırklar mevkii yer yer ormanlarla kaplı olup bozkır şeklinde ve hayvanların otlatılmasına çok müsaitmiş. Zamanla başka Yörük göçebe Yörük aileleri de çevredeki yerleşim merkezlerinden gelerek kasabamıza yerleşmeye başlamışlar. Bu yerleşim merkezlerinde Kalburcu, Kadı Yeri, Kara Taştan gelenler çoğunluktadır. Kalburcu, Kadı Yeri, Karataş daha sıcak daha sıcak ve sulu yerlerde olduklarında sivrisinek bol olurmuş. Bundan dolayı buraların yöre halkı devamlı olarak sıtmaya yakalanır ve iyileşmek için gelirlermiş iyileştikten sonra geri dönerlermiş çünkü kasabamızda sivrisinek olmadığı gibi her tarafı ormanlık ve yeşillik olduğundan havası da çok temiz, ayrıca suları da güzel olduğundan hastalara iyi gelirmiş. Kalburcu, Kadı Yeri ve Karataş yörelerindeki yerleşik aileler sıtma hastalığından kurtulamadıklarından kasabamızın olduğu yerdeki aşiret başkanına haber göndererek yerleşmek istediklerini bildirmişler. Aşiret başkanı da büyüklerini toplayarak , durumu görüşmüşler ve gelinsin kararı vermişler. Bundan sonra kasabamızın adı gelinsin olarak söylenmeye başlanmış zamanla bu kelime değişikliğe uğrayarak Geresin şeklini almıştır.

 

Bugünkü yazımda kullanım alanı çok yönlü bir bitki olan lavantaya dikkat çekmek, dünyadaki durumundan ve ekonomik öneminden bahsetmek istiyorum. Lavanta özellikle Batı Akdeniz Bölgesi'ne yayılmıştır. Lavantanın üretim merkezi Fransa-Provence olarak bilinir. Bugün yabani olarak Güney Fransa'da, Orta İtalya'da, Yugoslavya'da, İspanya'da ve Yunanistan'da yaygın durumdadır. Ancak doğal olarak yetiştiği bölgeler dışında kültürü Bulgaristan, İngiltere, ABD ve Kuzey Afrika ülkelerinde yapılmaktadır. Bunun yanı sıra son yıllarda da yurdumuzun Isparta ve Konya yörelerinde de ekimine başlanmıştır. Yurdumuzda ekilen tür ise lavandindir (melez tavanta). Üretimi ve ticareti yapılan alt türlerinin toplamı yaklaşık 20 civarındadır. Dünyada tıbbi amaçlı, kozmetik ve parfümeri sanayiinde yaygın olarak kullanılan Lavanta üretildiği ülkelerde ekonomiye yaptığı katkı açısından da ön plana çıkmaktadır. İlaç sanayiinde bazı preparatlara koku vermede, merkezi sinir sistemini düzenleyici ilaçların bileşiminde yer almaktadır. Ancak sanayide bünyelerindeki linalol ve linalil asetattan dolayı da parfümeri ve kozmetikte cilt temizleyici, banyo sabunu ve köpüklerinin yapımında kullanılmaktadır. İklim ve toprak istekleri bakımından ülkemizin birçok bölgesinde rahatlıkla üretilebilecek konumda olan lavanta özellikle sulanamayan, eğimi yüksek ve taşlık arazilerde ekonomik olarak yetiştirilebilmektedir. Küresel ısınmanın bir sonucu olarak su kaynaklarının giderek azaldığı günümüzde fazla su istemeyen, bakım masrafları az ve tarım yapılamayan alanları ekonomiye kazandırması açısından önemli bu bitkinin ülkemize ve çiftçimize sağlayacağı kazanımlar büyük olacaktır. Ülkemizde halen Isparta yöresinde kültürü yapılan ve Akdeniz Bölgesi'nde doğal olarak yetişen lavanta birim alandaki verimi ve çiftçiye getirisi hububat alanlarından fazla olabilmektedir. Çiçek olarak yağışı bol olan yerlerde dekara 30-50 kg kıraç arazilerde 10-20 kg verim alınabilmektedir. Lavanta çiçeğinin kilogramı 40 YTL'den alıcı bulabilmektedir. Dünya uçucu yağ pazarının önemli bir ürünü olan lavanta yağının 1 litresi 70-80 kg yaş lavanta çiçeğinden elde edilebilmektedir. Gümrük Birliği anlaşmasına göre uçucu yağların AB'den ithalatına ve bu ülkelere ihracatına gümrük vergisi uygulanmamaktadır. İhracatı Geliştirme Etüt Merkezi (İGEME) ürün raporunda belirtildiği üzere 1.8 milyar dolarlık üretim değerine sahiptir. Yine bu raporda üretim 45 bin ton olarak tahmin edilmekte, dünya uçucu yağ üretiminde lavanta yağı 750 tonla ortalarda yer almaktadır. Ancak kullanım alanının genişliği dikkate alındığında lavanta yağı üretiminde talebin tam olarak karşılanamadığı da ifade edilebilir. Türkiye'de uçucu yağ üretiminin büyük kısmını gülyağı oluşturmaktadır. Türkiye dünyadaki en büyük gülyağı üreticisidir. Çoğu Isparta yöresi başta olmak üzere, Burdur, Afyon ve Denizli'de üretilen rose damescana isimli gül bitkisinin çiçeklerinden elde edilen gülyağı dünya piyasalarında "Türk Gülyağı" olarak bilinmektedir. Yapılacak çalışmalarla bu ürünümüzün yanına "Türk Lavanta Yağını"da eklemenin çok ta uzak bir ihtimal olmadığını düşünüyorum. Alternatif ürün arayışı içersinde olan ve her yıl çeşitli ürünlerin üretimine destek vererek üretimi artırmak isteyen Tarım Bakanlığı bürokratlarının lavanta üretimi konusunda da çalışma yapması ve üretimini teşvik edici mekanizmalar geliştirmesi bu anlamda önemlidir. Bu konuda yerel olarak çalışan ve üretimin yaygınlaştırılması için gayret gösteren kuruluşların üniversiteleri ve çiftçi örgütlerini de kutlamak istiyorum. Çünkü pazar konusunda problem yaşanmayacağına inandığım ve Orta Anadolu'daki çiftçilerimizin ürün arayışına son verecek, bunun yanı sıra tarım yapılamayan atıl alanların ülke tarımına ve ekonomisine kazandırılması sağlanacaktır.

 

=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=